TARİHİ ESERLER - 2
HAVARAN KALESİ
Hamur ilçe merkezindeki kaledir. Doğudan Murat nehrine karışan Hamur çayı ile bunun geçtiği derince dereye açılan güneydeki Kurudere arasında bulunan ve doğudan batıya doğru uzanan yarımada gibi sarp bir kayalık üzerinde kurulmuştur. Kasabanın batı bitişiğinde, dereden yaklaşık 100 m. yüksektedir. Giriş kapışı güney doğu yönündedir. Kalenin bu kısmı, çevre araziye hafif bir meyille bağlandığından, burası derince kazılmış, bir hendek oluşturulmuştur.Kale Selçuklu Devleti'nin son zamanlarından kalmadır. Kimlerce yapıldığı bilinmemektedir. Hakkında fazla bilgi yoktur. Bilinenlerin çoğu söylentilere dayanmaktadır.Çevrede bulunan küçük çaptaki Ağadeve, Şoşik, Seslidoğan, Ceylanlı, Uzunveli ve Eleşkirt kalelerinin yönetiminin buraya bağlı olduğu sanılmaktadır. Yerden yükselen doğal bir kayalık üzerine dolgularla beslenip yapılan Hamur kalesi. Yukarı Murat bölgesinin en sağlam kalelerindendir. Ancak, gerek Osmanlı-Rus savaşlarında, gerekse Cumhuriyet döneminde iyice tahrip edilmiştir. Bugün kale yıkık haldedir. Batı cephesi hariç, kalenin cephe duvarları, burçları, camii, Kalebeyi Konağı ve Deve Hanları ile 400 m. uzakta ve kaleden daha yüksekteki bir tepede olan gözetleme kulesi, tanınmayacak şekilde tahrip edilmiştir.
HAMUR KÜMBETİ (Sürmeli Mehmet Paça Kümbeti)
Hamur ilçe mezarlığından. Ağrı - Van karayoluna 250 m.
uzaklıktadır. Kümbetin giriş kapışı üzerindeki dört satırlık kitabe tahrip
edildiğinden, yaptıran ve kimin için yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir.
Okunabilen rakamlardan 1802 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır.Hamur Kümbeti
Selçuklu ve Osmanlı kümbetlerinden farklı bir mimarî tarzda yapılmıştır. Plan
bakımından yalnız Kırşehir'deki Aşık Paşa türbesine benzemektedir. Yapı 11.50 x
4.70 m. boy
utunda,
alt kısmı dikdörtgen, üstü dıştan balık sırtı, içten aynalı tonoz biçimindedir.
Doğu cephesinde 3, batıda 2 mazgallı pencere vardır. Giriş kapışı batı
yönündedir. Tahta kapı orijinal değildir. Taban ve üst örtüye geçişte çıkıntılı,
gövde kısmında iki çizgi şeklinde olmak üzere siyah renkte dört halka kemer
vardır. Yapıda kullanılan taşlardan farklı yontulmuş kemer taşlar, pencerelerin
altında beyaza dönüşür. Kümbetin dört siyah kuşağında bazalt, diğer kısımlarında
kirli beyaz renkte tüf taşlar kullanılmıştır. Bu taşlar, İshak Paşa Sarayı'nda
kullanılan taşlarla malzeme birliği göstermektedir.Kümbetin içi iki bölümden
oluşur. Giriş avlusunda l, buradan bir kapı ile geçilen mezar odasında başlarda
birer büyük, ortada 2 küçük olmak üzere 4 mezar vardır. Mezar taşları bitkisel
motiflerle, sekiz kollu yıldız ve Arapça yazılarla süslenmiştir. Şimdi mezarlar
tahrip edilmiş, mezar taşları kırılmıştır.Kümbetin XIX. yüzyıl basında, İshak
Paşa'nın torunlarından İbrahim Paşa tarafından yaptırıldığı söylenmektedir.
Giriş avlusundaki mezarın İbrahim Paşanın kardeşi Yusuf Bey'e, mezar odasındaki
en baştaki mezarın İbrahim Paşa'nın, ikinci mezar oğlunun, üçüncü mezar kızının,
sondaki yani kuzeydeki mezar ise, İbrahim Paşa'nın hanımına aittir. 1915 Rus
işgalinde Kümbetin tepesine isabet eden top güllesi, hasar yapmıştır.(Hamur'da
52 basamaklı, güzel bir minaresi olan camii 1964 yılında yapılmıştır.)
ŞOŞÎK KALESİ
Hamur'un Şoşik (Karlıca) köyünde yalçın kayalar üzerine
yapılmış kaledir. Köy ilçe merkezine 34 km. uzaklıktadır.Kaleyi yapan ve yapım
tarihi bilinmemektedir. Ancak Akkoyunlular'dan kaldığı sanılmaktadır. Evliya
Çelebi Seyahatnamesi'nde "Şoşik kalesi Sultan Hasan oğlu Ziyaüddin'in yapısıdır.
Yalçın bir kayanın tepesinde dört köşe bir k
aledir."
şeklinde tanımlayıp Diyadin kalesi gibi burayı da Uzun Hasan'ın oğlu
Ziyaüddin'in yaptırdığını belirtiyorsa da. Uzun Hasan'ın bu adda bir oğlu
yoktur.Kalenin ortasında geniş bir alan vardır. Yanlardaki odalardan iki büyüğü
ayaktadır. Yıkılmayan bölümlerden birisi de hamamdır. Kaleden aşağıya inen
merdiven ve gizli yollar vardır.Kalenin yapısı ve kullanılan taşlar klasik kale
mimarîsinden çok farklıdır.Aşağılardan kaleye çıkmak için blok taşlardan
merdiven yapılmıştır. Kale dibinde, sert kayalara oyularak yapılmış Kör
Kuyu ve Zindan da Şoşik kalesinin bölümlerindendir. Kalenin doğusunda büyük bir
su kulesi ile güney batı ve kuzey yönlerinde iki kule kalıntısı vardır. Kalenin
alt tarafında ayrı ve özel olarak yapılmış bir ibadethane bulunmaktadır. Şoşik
kalesinin 2 km. doğusunda ikinci bir kale daha vardır ki, kale beyinin burayı
kızı için yaptırdığı söylenmektedir. Dik bir tepe üzerindeki bu kale kalıntısına
halk. Kız Kalesi adını vermektedir.Şoşik kalesi, Ağrı'daki kalelerin içinde
mimarî tarzı çok farklı olan bir yapıdır. Yapıda kullanılan taşlar da
değişiktir. Bu taşlar, yörede bulunmayan elips şeklinde bir çeşit özel
taşlardır. Kalenin köşeleri ve güney cephesinde üç yeri 2 metre kadar dışarıya
çıkıntılı olarak yapılmıştır.Ele geçirilmesi çok güç bir yerde yapılan Şoşik
kalesi, Karakoyunlular'ın imar ettiği yerlerdendir. Kale ve bölümleri fazla
yıkılmamıştır, restore edilebilir.
KARAGÖZ KİLİSESİ
Tutak'ın 26 km
. batısındaki Dayıpınarı (Noktulu) köyü
yakınındaki kayalık arazide ve yeraltındaki kilisedir. Kilise kayalara oyularak
yapılmıştır. Kiliseye, dışarıdan kayalara işlenerek yapılmış merdivenlerle
inilmektedir. Ortada geniş bir alan, yanlarda odalar, raflar, pencere ve
çıralıklar vardır. Benzeri ibadethane çevrede birkaç yerde görülmektedir.
Hamur'un Beklemez köyünde de ayni tarzda yapılmış yeraltı kiliseleri vardır.
KAN KALESİ
Tutak'ın 15 km. batısında Dönertaş (Kalekulu) köyü yakınlarındadır. Ne zaman yapıldığı ve kimlerden kaldığı bilinmemektedir. Zencir kale ile aynı tarihte yapıldığı sanılmaktadır. Kaleden günümüze ancak temelleri kalabilmiştir. Bu kalenin başka bir adı da, Kale-i Hum'du
ZENCİR KALE
Tutak'ın güneyindeki Katavin dağında yapılmış kaledir.
Yapılış tarihi bilinmemektedir. Kalenin köşelerinde zencir sallandığı için bu ad
verilmiştir.
PATNOS KÜMBETLERİ
Anonim kümbet veya Üçkümbet olarak bilinir. Karakoyunlular
devrinden kalmadır. Selçuklu mimarî tarzında, figürlü plastik eserlerdendir.
Kümbet cephesinde çift kartal ve simetrik iki kartal işlenmiştir. Ayrıca kıvrık
dallarla başka hayvan figürlerinin birleştirildiği görülür.Patnos'ta birçok
kümbet olduğu halde, çoğu tahrip edilmiştir. Zirekli, Köseler, Taşkın ve Acılı
köylerinde kümbetler vardır.
ANZAVUR TEPE
Patnos kalesi olarak da bilinir. Yeni adı Kot tepedir.
Patnos'un 2 km. kuzey batısında. Ağrı karayolunun kuzeyindedir.Anzavur (Kot)
tepe, Ağrı İli'nde en eski uygarlık merkezidir
. Urartulardan kalmadır. M.Ö. 8.
yüzyılda yapıldığı anlaşılan saray, tapınak ve bina kalıntıları vardır.
Yerleşimi çevreleyen savunma sistemini Kral Menua, tapınağı ise Kral İşpuini
yaptırmıştır. Tepe, kuzey tarafından düzeltilmek suretiyle hazırlanmış bir
geçitle Aladağ uzantısı yükseltilere bağlanır, işte bu tepe Urartulardan kalma
bir antik kent, aynı zamanda bir mabedidir. Ancak yangın ve tarihi baskınlar
sonucunda yıkıntı haline gelmiştir. Sadece tapınak, platform, mezar taşları,
bazalt taşlarla örülmüş kale ve bina temelleri, tepeyi çevreleyen sur izleri ve
kazı yerleri belli olmaktadır.1959 ve 1960 yıllarında, kaçak kazılarda birtakım
kalıntıların görülmesi üzerine, burada arkeolojik kazılar yapıldı, İlk araştırma
ve kazıyı, Ankara Üniversiesi adına,1960 yılında Kemal Balkan yaptı. 1961 -1963
arasında da Kemal Balkan ile Raci Temizer birlikte yürüttüler. Kazılarda Kral
Menua'ya ait tapınak, birçok Urartu yapışı ve mezarı ortaya çıkarıldı. Buradan
elde edilen buluntuların çoğu Erzurum ve Van müzelerindedir.Kral îşpuini
tarafından yazdırılmış, fakat, başka bir yerde bulunmuş bir kitabeye göre,
Patnos'ta ayrı bir tapınak yaptırıldığı anlaşılıyor. Patnos'a 19 km. uzakta olan
Orta Damla köyünde bir Urartu kitabesi vardır.
GÎRÎK TEPE
Patnos'un 1 km. güney doğusundadır. Değirmentepe olarak da bilinir. Bu tepe, 15 m. yükseklikte bir höyüktür. Şimdi tahrip edilmiş, iyice alçalmıştır. Anzavur tepe ile birlikte burada da kazı yapılmıştır. Kazılarda, höyük tepesinde saraya benzeyen anıtsal bir yapının, höyüğü çevreleyen bir surun kalıntısı ortaya çıkmıştır.Bina, blok taş temel üzerine kerpiç duvarlarla yapılmıştır. Sarayın Patnos bölgesine çok önem veren Urartu Kralı Menua veya oğlu I. Argişti döneminde (M.Ö. 789 - 766) inşa edildiği sanılmaktadır.Girik tepenin Urartular'ın yönetim merkezi olduğu bilinmektedir. Kazılarda hiçbir yazılı belgeye rastlanmamıştır. Ancak büyük bir yangın geçirdiği anlaşılmaktadır. Bunu da 8. yüzyılın sonunda veya 7. yüzyılın basında, kuzeyden yahut doğudan gelen atlı kavimlerin yaptığı ihtimal dahilindedir.' 1960-1963 kazılarında, Girik tepede; yanmış bir iç avlu, taht odası, salonlar, kiler, mutfak ve iri iri toprak küplerin dizili olduğu mekanlar, mutfakta ocaklar, mangal, değirmen, havan, hamur yoğurma taşları, harem dairesinde 37 yanmış iskelet, iskeletlerin üzerinde yüzük, küpe, bilezik, kemer, boncuk, mühür, altın ve tunçtan yapılmış çok sayıda süs eşyası bulunmuştur.
DİĞER TARİHİ YAPILAR
• Tendürek (Çermik) kale
• Ağrı - Uzunveli kalesi
• Şehit (Uğuz) dağındaki antik kent
• Hamur - Süleymankünbet köyü kümbeti
• Tutak - İsaabat köyündeki kilise
• Tutak - Bulutpınar (Cemalverdi), Atabindi (Nadirşeyh)
ve
Ocakbaşı (Mirza) köylerindeki tarihî mezarlıklar.
• Tutak - Atabindi köyündeki kilise
• Tutak - Erdal (Hive) köyündeki kilise
• Tutak - Alacahan (köyü) kervansarayı
• Tutak - Atabindi köyündeki Yavuz Sultan Selim
köprüsü.
(Yavuz'un Çaldıran Seferi dönüşü bu köydeki Kesik çayı
üzerinde yaptırdığı bilinen köprüdür. Köprü tek gözlü, 12 metre yüksekliğinde ve
22 metre uzunluğunda taş yapıdır. Şimdi yıkık durumdadır.)